17° Açık

Şalpazarı’nda Mart Gelenekleri

Yücel KAYA Şalpazarı halk kültüründe önemli geleneklerden biri de halk arsında kullanılan takvimdir. Bu takvim Anadolu’da yaygın olarak kullanılır ve Rumi takvime dayanır. Rumi takvim, Hicreti başlangıç kabul eden, güneş yılı esaslı bir takvimdir. Yani dini uygulamalar yapılırken kullanılan ay esaslı hicri takvimin güneş temel esaslı olmuş halidir. Hac, ramazan gibi dini ibadetler ay esaslı takvime […]
Kültür ve Sanat - Kasım 7, 2020 15:22 A A

Yücel KAYA

Şalpazarı halk kültüründe önemli geleneklerden biri de halk arsında kullanılan takvimdir. Bu takvim Anadolu’da yaygın olarak kullanılır ve Rumi takvime dayanır.

Rumi takvim, Hicreti başlangıç kabul eden, güneş yılı esaslı bir takvimdir. Yani dini uygulamalar yapılırken kullanılan ay esaslı hicri takvimin güneş temel esaslı olmuş halidir. Hac, ramazan gibi dini ibadetler ay esaslı takvime göre uygulandığı için her yıl 11 gün öne gelir. Rumi takvimde ise güneş temelli olduğundan takvim sabittir.

Tanzimat Dönemi’ne kadar Osmanlı Devleti’nde Hicrî takvim her sahada resmi takvim olarak kullanılıyordu. Yılbaşı 1 Muharrem’di. Tanzimat Dönemi’nde, 13 Mart 1840 Miladi tarihi, 1 Mart 1256 Cuma günü olarak Rumi takvimin yılbaşı kabul edildi. Bu tarihten sonra çift takvim uygulaması başladı, aynı anda hem Hicri takvim hem de Rumi takvim 1870 miladi yılına kadar birlikte uygulandı. Hicri takvim ay yılına göre, Rumi takvim ise güneş yılı esaslı hesaplandığı için, Hicri takvimde senenin son günü rumi takvimin çakışan senesinden her yıl 11 gün daha geriye düşüyordu. İkiliğin önlenmesi için o tarihten sonra artık sadece Rumi takvim kullanılmaya başlandı. Rumi takvim, Batının kullandığı Gregoryen miladi takvimden 13 gün gerideydi. Rumi takvimde birinci ay mart ayıdır, Rumi yılbaşı da 14 mart gününe denk gelir.

Halk arasında “sizin ay- bizim ay”, ”kocakarı ayı”, “alaturka ay” gibi tabirlerin kaynağı da aradaki 13 günlük farktan kaynaklanır. Miladi takvimdeki ayların 14. Günü, Rumi takvimde ayın 1. Günü olur.

Galandar, Hıdırellez, yayla göçleri, yayla şenlikleri, tarım uygulamaları, hava tahminleri vb uygulamalar hep bu takvime göre ayarlanır. Şalpazarı kültürü ile ilgili araştırma yapanlar, ya da şenlik gibi uygulamalarla ilgili çalışma yapanlar bu takvimi bilmediklerinde mayıs yedisi ile hıdırellezi karıştırma gibi çok önemli yanlışlıklar yapıyorlar.

“Mart geldi dert geldi” diye anılan mart ayı Şalpazarı halk kültüründe çok önemli bir aydır. Mart bozma, sayışlar, mart dokuzu gibi uygulamalar vardır. Şimdi bunları sıraya inceleyelim:

14 mart , yılın ilk günüdür. O gün eve ilk giren kişi martı bozmuş olur. Eve ilk giren besmeleyle içeri girip bir avuç suyu tereğe serper. O kişinin hayırlı olup olmamasına göre yılınız rahat geçebileceği gibi gibi hayırsız olursa zor bir yıl geçirebilirsiniz.

    Mart bozma uygulaması aynen galandar bozma uygulamasında da vardır. Aradaki fark; galandarın hayvanlar, martın ise tarlalar için sayılmasıdır. Bazen yılı kötü geçenler “ galandarı, martı hayırsız biri bozdu” derken; daha önceden denemiş olan hayırlı kişiler mart bozmaya çağrılır.

Martın ilk on iki gününe “sayış günleri “ denir. Bu günlerde her bir gün yılın ayına denk gelir. O gün hava nasıl olursa o ayda da havanın öyle olacağına inanılır. Örneğin14 mart-1 mart, mart ayına; 15 mart-2 mart abıl ayına; 16 mart-3 mart mayıs ayına karşılık gelir. O günlerde hava bozuk geçerse denk geldiği aylarda da bozuk olacağı düşünülür.

    Mart dokuzu,  22 marta karşılık gelir. Bu günlerde göle girip ıslandıktan sonra çıkan bir kurdun kuyruğunu kurutacak kadar hava açık olursa yıl içinde havaların iyi gideceği düşünülür. Bazı köylerde kurt göle martın dokuzunda girer, on ikisinde çıkar. Dolayısıyla martın on ikisi açık olursa yıl güzel gider.

Mart dokuzunda yapılan bir başka uygulama kabak dikmektir. Bu gün dikilen kabakların verimli olacağına inanılır.

Tüm Türk Dünyası’nda , Orta Doğu ve Ön Asya’da kutlanan nevruz da 21-22-23 mart tarihlerinde kutlanır. Bizdeki mart dokuzu geleneği de nevruz karşılık gelir. Buradaki kurt motifi de muhtemelen eski Türkler’deki kurdun öneminden gelmektedir.

KAYNAKLAR:

1-ÇELİK,Ali; Trabzon, Şalpazarı Çepni Kültürü

2- https://tr.wikipedia.org/wiki/Rumi_takvim

3- https://tr.wikipedia.org/wiki/Nevruz

Bu haber 372 kez okundu.
Kültür ve Sanat - 15:22 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

YAZARLARIMIZ

  • Ordu Ulubey İlçesinin Kurucusu Çepni Uluğ Bey’in Mezarı Bulundu !

    Ordu iline bağlı Ulubey ilçesinin kurucusu Uluğ Bey’in mezarı Prof. Dr. Necati DEMİR’in araştırmaları sayesinde bulundu. Bu çok sevindirici haber bölgemizin yerel tarihinin aydınlanması açısından çok çok önemlidir. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı sitesinde yer alan bilgilere göre Ulubey ilçesi, veba hastalığı nedeniyle Ordu Gölköy ilçesinin Şimşirlik köyünden gelenlerin kurduğu bir ilçedir. Verilen bilgilere göre […]
  • “süper Kupa”

    Trabzonspor yarın 2019-2020 sezonun süper kupa finalinde Başakşehir karşı karşıya gelecek. Maç yarın saat: 20:45’te başlayacak. Maçın hakemi Yaşar Kemal Uğurlu olacak. Atatürk Olimpiyat Stadında oynayacaklar. Başakşehir çok sakat ve cezalı oyuncular. Rafael, İrfan Can, Gulliano, Nacer Chadli ve Visca’nın oynamaması bekleniyor. Trabzonspor da Trondesen ve Abdülkadir Ömür olmayacak. Trabzonspor, Başakşehir’in çok eksiğinden faydalanıp kupayı […]
  • Şalpazarı Tarımının Yıllar İçerisinde Değişimi

    Yücel KAYA Tarım veya ziraat, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, bunların kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, bu ürünlerin uygun koşullarda muhafazası, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanmasını ele alan bilim dalıdır. Diğer bir ifade ile insan besini olabilecek ve ekonomik değeri olan her türlü bitkisel-hayvansal ürünün bakım, besleme, yetiştirme, koruma ve mekanizasyon faaliyetlerinin tamamı ile durgun sularda veya […]
  • Atamızın Işığında

    “Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.” Bu sözlerin sahibi, ulu önderimiz, başbuğumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzdür. Hiç şüphesiz onun damarlarında akan kan, hissettiği duygular ve düşündüğü şeyler asırlar öncesinin Oğuz’uyla, Bilge’siyle, Kültegin’iyle, Kürşat’ıyla aynı idi. Yok olmakta olan, eriyen bir milleti hatta milli bir şuuru yeniden canlandırdı. Sözün özü, […]
  • Gazeteci-Haberci Parti ve Kişi Kalemşörlüğü Yapmamalı ! Toplum Zedelenmemeli #susamam

    Umudumuz odur ki toplum önünde görünen bu şahsiyetler aklını başına devşire. Habercilik ve gazetecilik ile uğraşan insanların isimleri çoğu zaman yayın yaptıkları mecralarla bütünleşir. Özellikle küçük yörelerde kişi ile elinde tuttuğu mecra hemen hemen aynı olguları, aynı çizgiyi temsil eder. Şöyle ki: Kişinin bireysel olarak söyledikleri, bireysel olarak sosyal medyasından yaptığı paylaşımlar onun gazeteci-haberci kimliği […]

HABER LİSTESİ

VİDEO GALERİSİ

E-BÜLTENE KAYIT OL

Bültenimize kayıt olarak son gelişmelerden anında haberdar olabilirsiniz.